Başlangıç

26 Ekim 2019 - 14:30

Bitiş

26 Ekim 2019 - 16:30

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu: Efsaneden Gerçeğe

 

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu meselesi, benzeri büyük imparatorluklarda olduğu gibi efsanelerle karışık bir anlatımın etkisi altındadır. Osmanlı hanedanının kurucu mensupları hakkındaki mitler, rivayetler kuruluş yıllarından çok sonra kaleme alınmış olan Osmanlı tarihleri yoluyla tarihi gerçekler gibi algılanıp bugüne kadar ulaşmış görünmektedir. Konuyla ilgilenen modern tarihçiler hanedanın kurucularıyla ilgili olarak söz konusu kaynaklardaki bilgileri uzun zamandır sorgulamakta, yeni yaklaşımlarla Osmanlı Devleti’nin teşekkülüne açıklık getirmeye çalışmaktadırlar. Bunların önemli bir kısmı da tarihi kaynaklarda mevcut bilgilerin güvenilmezliği karşısında da teorik çerçeveler içinde kuruluş meselelerini ele almayı benimsemiş durumdadırlar. Bazıları ise kaynak temelli ama bunların hikâyeci tarzlarını anlamlandırmaya çalışarak konuya yeni yaklaşımlar getirmek yolunu tercih etmektedir. Aslında elde mevcut tarihi kaynaklara yeniden dönerek ve bunları XIII. yy. Selçuklu kaynakları, Bizans kronikleri ve diğer kaynaklar temelli yeni baştan inceleyerek, resmi vakıf kayıtlarını, nümizmatik buluşları da bunlara ekleyerek doğrudan tarihi olguya dayalı “arkeolojik” bilgiye ulaşmak boş bir çaba gibi görünmemektedir. Son zamanlarda Osmanlı vakıf kayıtlarının yol göstericiliği altında kuruluş yıllarındaki sosyal/dini hayat ve çeşitli üst zümreler, bunların faaliyetleri ile alakalı mevcut kroniklerdeki bilgileri zaman zaman destekleyen açıklamalar ortaya konmuş bulunmaktadır. Bütün bu araştırmalar sonucu Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun hangi şartlar altında vuku bulduğu, bunun en akla yakın açıklamasının hangi temelde olabileceği, hanedanın kurucu atalarının kimliklerinin nasıl belirleneceği veya hangilerinin gerçekten hanedanla irtibatlandırılacağı, kuruluş mitlerinin bir anlamda neyi ifade ettiği, olaylar örgüsü içinde Osmanlıların atalarının nasıl konumlandırılabileceği ve benzeri hususlar hakkında yapılan tespitler bu konuşmanın ana çerçevesini oluşturacaktır.

Feridun M. Emecen, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi

Detaylar