19. Yüzyıl Türkiyesi’nde Sokak Satıcıları 19. Yüzyıl Türkiyesi’nde Sokak Satıcıları:

Suna – İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi Fotoğraf Arşivinden Bir Seçki

14. yüzyılın başlarında Batı Anadolu’da küçük bir beylik olarak tarih sahnesine çıkan Osmanlılar, 16. yüzyıl dünyasının en güçlü İmparatorluklarından biriydi. Giderek genişleyen sınırlar, İmparatorluğa çok katmanlı bir sosyo-kültürel çeşitlilik de kazandırmıştı. Ancak 19. yüzyılda Devlet’in içinde bulunduğu sıkıntılı ‘dağılma süreci’ ile bir yandan geniş topraklar hızla kaybedilirken, bir yandan da siyasi, hukuki, ekonomik düzenlemelerle sosyal değişimlerin ve yeniliklerin yolu açılmaktaydı.

Osmanlı toplumunda yaşanan modernleşme paradigmasının somut bir örneği de fotoğrafla tanışmaktı. İlk yerli stüdyo 1850’de İstanbul’da açıldı. İmparatorluğun şehir panora¬malarını, yapılarını, çarşı ağırlıklı günlük yaşam kesitlerini, zengin insan manzaralarını gösteren oryantalist yaklaşımlı fotoğraflar yabancılara ilginç gelince pazar giderek genişledi. Yeni stüdyolar açıldı, fotoğrafçılık Anadolu’ya da taşındı.

19. yüzyılın öncü fotoğrafçılarının bu ticari kaygılarla oluşturdukları tematik serilerden biri de çarşılarda, sokaklarda, medrese kapılarında, cami önlerinde, çeşme başlarında hemen her adımda rastlanan sokak satıcılarına aitti. Her yaş ve etnik gruptaki bu seyyar esnaflar, işlerini yaparken takındıkları tavırları, jest ve mimikleri, bağırtıları, çağırtıları, şamataları, nükteleri, hazırcevaplarıyla günlük yaşamın dinamik bir parçasıydılar. Sokak satıcılarına ilişkin fotoğraf çekimleri bazen varlıklarıyla tiyatro sahnesine dönüştürdükleri sokağın ortasında doğal halleriyle, bazen de stüdyoda kurgulanan enstantanelerle yapılıyordu.

Arkeolojik zenginlikleriyle ünlü tarihi kent Antalya’da, 1996’dan bu yana hizmet veren Suna – İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü ve ona bağlı Kaleiçi Müzesi’nin fotoğraf arşivinden oluşturulan bu seçki, 19. yüzyıl Türkiyesi’nin toplumsal yaşam serüveninde rol alan, bugün birçoğu unutulup gitmiş sempatik oyuncularını, öncü fotoğraf ustalarının objektiflerine yansıyan biçimiyle tanıtmayı ve hatırlatmayı amaçlamaktadır.

Sergide eski fotoğrafların yanı sıra, Antalyalı Seramik Sanatçısı Sadrettin Savaş’ın karikatürize yorumuyla yarattığı sokak satıcılarının özgün heykelcikleri de sergilenmektedir.

Bu sergi 2011-2012 yıllarında Almanya’nın Nürnberg ve Berlin kentleri yanı sıra Antalya’nın çeşitli kurumlarında da gösterimde kalmıştır.

Eski Antalya: Gravürden Tuvale Yansımalar

Antalya sahip olduğu coğrafi, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Antik Çağ’ın Coğrafyacısı Strabon’dan başlayarak 20. yüzyılın başlarına kadar Batılı gezginlerin dikkatini çekmiştir. Kenti ziyaret eden bu gezginlerin yazdıkları seyahatnamelerin yanı sıra yaptıkları gravürler de dönemlerinin çok değerli birer görsel belgesidir.

Bu bağlamda Suna – İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü, Kaleiçi Müzesi olarak “Eski Antalya: Gravürden Tuvale Yansımalar” başlıklı bir projede, 17. – 19. yüzyıllar arasında çizilmiş Antalya’nın nadir siyah-beyaz gravürleri bir grup ressam tarafından renklendirilerek büyük boyutlardaki tuvallere aktarılmıştır.

Koleksiyon, Cornneille le Bruyen, Karl Graf von Lanckoroński, Francis Beaufort, W. H. Bartlett gibi Antalya’yı yazan ünlü gezginlerin eserlerinden alınanların yanı sıra döneminin bazı gazete ve dergilerinde yayınlanmış toplam on altı Antalya gravüründen aktarılan tablolardan oluşmaktadır. Böylelikle müze ziyaretçileri bugün hayal bile edemeyecekleri bir Antalya’ya zengin bir görsel yolculuğa çıkma imkânı bulmaktadır.