Başlangıç

27 Ekim 2018 - 14:30

Bitiş

Cumhuriyet, Yeni Hayat ve Toplumsal Travma 1918-1938

Cumhuriyet Türkiyesi Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntıları üzerine
kurulmuştu. Savaş yıllarında büyük nüfus kaybına uğramış, hayat ümide
30’un altına düşmüştü. Tarihinde en yüksek oranına varan çocuk
ölümleri ülkenin beşeri sermayesini tüketmişti. Ayrıca, genç
cumhuriyet II. Meşrutiyet yıllarından “yeni hayat” diye tanımlanan
yeni bir yaşam tarzı devralmıştı. “Yeni hayat” günlük yaşamın hemen
her alanında radikal dönüşümleri içeriyordu. Yeni bir aile yapısı
hedefleniyor, kadın erkek eşitliğine doğru adımların atılmasını
gündeme alıyordu. Bu yıllarda kadınlar görünür oldular ve bu
görünürlük I. Dünya Savaşı sırasında daha da belirginleşti. Ancak
“yeni hayat” savaşın olumsuz sonuçları sonucu yoldan çıktı. Osmanlı
toplumu savaş sonucu çözülmüştü. Yoksulluk özellikle kadınları vurdu.
Fuhuş yaygınlaştı. Özellikle kent ortamlarında durum vahamet kazandı.
Bu arada o güne kadar görülmedik oranda kadın ve genç kız
intiharlarına rastlandı. Ankara yeni bir devlet kurmuş ve siyasal
bağlamda radikal reformlar gerçekleştirmişti. Ancak toplum katında
karşılaşılan sorunlara, yaşanan travmaya takati yetmiyordu. Özellikle
Ankara’dan uzak İstanbul gibi kozmopolit bir kentin sorunları büyüktü.
Sonunda Ankara devlet yapısını pekiştirdi ve 20’li yılların sonuna
doğru yeni bir dönemi başlattı. 1929 Büyük Buhranı bir tür kültürel
dönüşüm için uygun bir ortam hazırladı.  Kıta Avrupası’nda giderek güç
kazanan “Yeni İnsan” anlayışı Cumhuriyetçi çevrelere de cazip geldi.
Bu arada nüfus sorununa çözüm getirici önlemler alındı. Evlilikler
özendirildi ve yaşamı aşırılıklardan arındırmaya yönelik ahlaki
normlar pekiştirildi. 1930’larda Türkiye bir anlamda “kültürel devrim”
yaşadı ve bu sayede 20’li yılların travmasının üstesinden gelmiş oldu.

Zafer Toprak

Koç Üniversitesi

Detaylar